Avatar Terapisi, şizofreni ve psikoz tedavisinde ezber bozan dijital bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Zihninizin içinde sizi sürekli aşağılayan veya korkutan bir ses olduğunu düşünün. Yıllarca süren ilaç tedavilerine rağmen susmayan bu sesle mücadele etmek için geliştirilen Avatar Terapisi (Avatar Therapy), hastalara umut vadediyor.
Görünmeyeni Görünür Kılmak: Avatar Nasıl Oluşturuluyor?
Geleneksel tedavilerde hasta doktora “bir ses duyduğunu” anlatır, doktor ise o sesi yok etmek için ilaç yazar. Ancak Avatar Terapisi’nde süreç çok daha farklı ve interaktif işliyor.
Süreç şöyle başlıyor: Psikoz veya şizofreni tanısı almış hasta, bir bilgisayar yazılımı başına geçiyor. Terapist ile birlikte, zihninde duyduğu o korkutucu sesin kime veya neye benzediğini tasarlamaya başlıyor.
- “Sesi kalın mı ince mi?”
- “Yüzü kime benziyor? Gözleri ne renk? İfadesi ne kadar korkutucu?”
Hasta, zihnindeki o soyut “canavarı”, ekranda somut, 3 boyutlu bir dijital avatara dönüştürüyor. Sesin tonu bile özel bir yazılımla (voice morphing) hastanın duyduğu tona birebir eşitleniyor.
Böylece yıllardır kaçtığı o ses, artık karşısında, bir ekranın içinde duruyor.

Terapistin Çift Rolü: İyileştiren Diyalog
Avatar oluşturulduktan sonra asıl “sihir” başlıyor. Terapist ve hasta ayrı odalara geçiyor. Hasta ekranın karşısında avatarla baş başa kalırken, terapist mikrofonuyla devreye giriyor.
Bu noktada terapist iki farklı karakteri aynı anda oynuyor:
- Avatarın Sesi Olarak: Terapist, ses değiştirici programı kullanarak avatarın ağzından konuşuyor. Başlangıçta avatar, hastanın zihnindeki o zorba ve kötücül şeyleri söylüyor (Örneğin: “Sen değersizsin”).
- Terapist Olarak: Terapist, ihtiyaç anında kendi doğal sesiyle devreye girip hastayı cesaretlendiriyor: “Bak, o sadece bir dijital görüntü. Ona karşı gücünü topla. Ona gitmesini söyle.”
Güç Dengesini Değiştirmek: “Artık Beni Korkutamazsın”
Bu terapinin amacı, hastanın o sese karşı boyun eğen (pasif) konumdan, kontrolü eline alan (aktif) konuma geçmesini sağlamaktır.
Seanslar ilerledikçe, hasta avatara karşı dik durmayı öğreniyor. “Senin dediklerin doğru değil, artık seni dinlemeyeceğim” diyebilme gücünü kazandığında, terapist (avatar rolündeyken) avatarın tonunu değiştiriyor. O korkunç avatar, yavaş yavaş gücünü kaybettiğini kabul ediyor, küçülüyor veya daha barışçıl konuşmaya başlıyor.
Araştırmacılar buna “Güç Dengesinin Değişmesi” diyor. Hasta, dijital bir simülasyon üzerinden gerçek hayattaki korkusunu yenmeyi öğreniyor.
Gerçek Bir Hikaye: Nick’in Dönüşümü
Nick isimli hastanın hikayesi, bu teknolojinin insan hayatına nasıl dokunduğunun en somut kanıtı.
Nick, 2015 yılında bu denemeye katıldığında günde ortalama 30 ila 40 farklı tacizci ses duyuyordu. Hayatı kabusa dönmüştü. Ancak Avatar Terapisi ile o sesleri somutlaştırıp onlarla yüzleştikten sonra inanılmaz bir değişim yaşadı.
Tedavi sonrasında Nick’in duyduğu seslerin sayısı günde 4 veya 5’e kadar düştü. Nick, deneyimini şöyle özetliyor:
“Hayatımın kontrolünü yeniden elimde tutuyormuşum gibi hissettim.”
İlaçların Ötesinde Bir Umut
King’s College London’dan Prof. Philippa Garety ve ekibinin yürüttüğü bu çalışma, psikiyatride bir paradigma değişimine işaret ediyor. Sadece “kimyasal dengeyi” düzeltmek yetmiyor; insanın o seslerle kurduğu ilişkiyi düzeltmek gerekiyor.
Dijital avatarlar, hastaların korkularını “dışsallaştırıp” (externalize) güvenli bir mesafeden onlarla savaşmasına olanak tanıyor.
Teknoloji İyiliğin Hizmetinde
Avatar Terapisi, şizofreni ve psikoz tedavisinde “ilaçsız bir çözüm” değil belki ama, ilacın tek başına yapamadığı o insani boşluğu dolduran güçlü bir “yol arkadaşı”. Görünmez düşmanlara bir yüz vermek, onları yenmenin ilk adımı olabilir.
Sıradaki Çözüm Odaklı İçeriğe Göz At Regl Yoksulluğu ve Dayanışma: Beije’nin Black Friday Kampanyası
Haftada bir kez, dünyada gerçekleşen tüm güzel olayların özetini alın.
Çözüm odaklı içerikleri yaygınlaştırmamıza destek verin!
Kaygı uyandıran manşetlerden uzaklaşın ve iyi haber hikayelerinin tadını çıkarın.

